21 Mayıs 2018 Pazartesi
Harşıt Vadisi Reklam
Kaynak: Seyit Güvendi | Tarih: 2015-07-20 | Toplam Okunma: 1850

İmamgilin Ali Pirdal la Yapılan Röportaj

İmamgilin Ali Pirdal la Yapılan Röportaj

Ali Pirdal 04.03.1948-27.08.2012
1) Kısaca bize kendinizi tanıtır mısınız?
1948 yılında Şadı köyünde doğdum. Babam İmamgilin Ali, Annem Pamuk İlkokulu Doğankent İlkokulunda okudum. Daha sonra sınav kazanarak Samsun İli Lâdik ilçesi Akpınar İlköğretmen okulunda okudum.
Sınıf öğretmeni olarak Giresun ili Tirebolu ilçesinde öğretmenliğe başladım. Açık öğretim fakültesini bitirdim. Giresun ili Tirebolu ilçesi Çatalağaç köyü ilkokulunda görev yaptıktan sonra, Doğankent İlköğretim okuluna atandım. 1997 yılında Doğankent ilköğretim okulunda çalışırken emekli oldum. Bu görevim sırasında hemde TRT de yurt muhabiri,  Anadolu Ajansı muhabirliği görevlerinde bulundum. Evli ve 4 çocuk babasıyım. Çocuklarım Nurgül, Erol Naci, Sema, Nurtendir.
2) Soyunuz hakkında bildiklerinizi anlatır mısınız?
Yakınlarımdan ve çevremden duyduklarımı anlatabilirim. Bu konuda henüz bir yazılı kaynağa ulaşmış değiliz. Bizimle ilgili kaynakların köyde amcamlarda olduğu, ancak çıkan yangın sonucu yok olduğunu duydum. Köyümüzden Seyit Yahya beyin oğlu Merhum Necati Güvendi den (avukat)duyduklarımı aktarıyorum. 1461 Trabzon un Fethinden sonra dedelerimiz Karadeniz bölgesinin Türkleştirilmesi sırasında memur olarak Trabzon a gönderilmişler. Trabzon da kolera hastalığı (köy tabiriyle Davun) nedeni ile bu hastalığın mikrobunun bulaşamayacağı yüksek orman havası olan ve ulaşımı kolay bir yer aramışlar kendilerine. Bu yerleşim yerini de zamanla Kürtün-i ziir (Harşit) yöresinde Harşit e bağlı bu günkü Çatalağaç (Şadı) ismi ile ilk Türk köyü olarak kurmuşlar. Bu Türk köyü Şadı köyünde Pirdelli Mahallesinde kendi adları ile anılan yerde kurulmuştur. Zaten lakapları da Pirdel oğulları olarak bilinmektedir. Bu kişilerin mahiyetindeki kişilerden bir kısmı Harşit Dandı köyüne ait deregözü mevkiine de Türk köyü oluşturmuşlar. İlk arazi kayıtlarında deregözünde Pirdel oğllarının ismi geçer. İlk köye gelenleri hatırlayamamakla beraber bildiklerim İbrahim oğlu Mustafa, Mustafa nın oğlu Molla Salih, oğlu Molla Mustafa, Molla Mustafanın oğlu İmam Mehmet, Mehmetin oğlu Ali, Ali nin oğlu ise benim. Birde kız kardeşim var Emine.       
Babam askerlik görevi sırasında (seyyar Jandarma) görev yerinde çadırda arkadaşlarıyla beraber öldükleri bilinmektedir. Mevsim kış olduğu için soğuktan öldüğü tahmin edilmektedir.
Net bir bilgi yok.  Mezarı Van askeri hastanesinin yakınındaki askeri mezarlıktadır.
Babamın kardeşi Mustafa ise Bolu ilinde ikamet etmekte iken vefat etmiştir. Amcam Mustafa nın çocukları vardır. Mehmet, Hasan Emriye.Çocukları o yörelerde yaşamlarını sürdürmektedirler. Bu arada bizim soyumuzdan Pirdeler veya Pirdel oğulları olarak Kocaeli ile Bolu  arasındaki yaklaşık olarak mübala olmamakla birlikte iki bin civarında nüfusu oldukları tahmin edilmektedir.
Mesela Düzce yöresinde bildiğim haneler.
1) Niyazi Pirdallar.
2) Ahmet Meral (Pirdallar)
3) Mehmet Pirdal
4) Mustafa Pirdal (Amcam)
5) Mustafa Pirdal
Not: Ahmet Pirdal Soy isim karışıklığını önlemek için soyadını Meral olarak değiştirmiştir.
Akyazı yöresinde bildiğim haneler
1) Ali Pirdal
2) Mehmet Pirdal
3) İbrahim Pirdal
İzmit yöresinde bildiğim haneler
1) Mehmet Pirdal ve Çevresi.
Bolu yöresinde bildiğim haneler.
1) Niyazi Pirdal ve çevresi.
2) Mehmet Pirdal ( Ege üniversitesinde Hoca iken vefat etti.)
3) Ruhi Kurnaz (Ankara belediyesinde yetkili olarak çalıştığını biliyorum)
3) Köyden bildiğin göçen soyları anlatır mısın?
1) Hekim oğulları (Bolu yöresi)
2) Kandemir oğulları (Bolu yöresi)
3) Güden oğulları (İzmit)
4) Gazi oğulları-Pirdelliler (Bolu yöresi)
5) Cin Ali oğulları (Bolu yöresi)
6) Hasan onbaşı oğulları (İzmit)
7) Temel oğulları (Samsun)
8) Salih oğulları-Pirdelliler (Konya)
9) Kabak oğulları (Ordu)
10) Kürt oğlu Mehmet’in torunları (Bolu- İzmit- İstanbul- Samsun- Giresun- Ordu-Trabzon yörelerine gittiklerini duymuştum. Bu soyların Ören Mahallesinden göçenler olarak 80 hane oldukları söylenmektedir.
11) Çalık oğulları (Bolu- Düzce)
12) Garaşallar (Ordu- Samsun- İzmit)
13) Trabzon yöresindeki Pirdeler Molla Salih oğlu olarak bilinmekte olunup, onlardan tanıdık, bildik yok.
4) Köyün genel ekonomik durumu hakkında bildiklerinizi anlatır mısınız?
Birinci dünya savaşından önce köyün hane sayısı 600–700 civarında olduğu geçim kaynakları Memurluk tarım az olarak biliniyor. Köyde medreselerin olduğu yerin ise bu günkü dedem Molla Salih in evinin bulunduğu yerin kenarında. Burada okuyan öğrenciler mezun olunca İstanbul a Üniversiteye gittiğini duydum.
Köyde ticaretle uğraşanlar ise Doğu ile Batı arasında ipek yolu ticareti ile uğraştığını duydum.
Şadı köyündeki medreselerde yetişen öğrencilerin başarısı ile ilgili bir örnek vermek gerekirse Gavgacı zadelerden Hafız Seyit Yahya ile Ağabeyi Karakulak Mustafa 1908–1912 yılları arasında İstanbul Hukuk Fakültesinde okurken karakulak Mustafa hocasına şöyle der. Bana şu İstanbul da bulunan hocalardan bilmediğimi bana öğretecek bir hoca var mı der.
Hocası şöyle der. Elin dediğini de, bir ekmek al sende ye. ve öğrencisini aydınlatır. Oğlum senin bilgin çok fazla yalnız belge gerekir. O da cevaben şöyle der. Ben buraya aç olduğum için gelmedim, bilmediğimi öğrenmek için geldim demiş. Bu güne geldiğimizde Şadı köylüleri olarak eğitim seviyemiz Giresun ilinin yerleşim birimleri içinde en yüksek seviyede olan yerlerden biridir. Halkın %70 inin üzeri memurdur. Köyün okuma yazma oranı eğitim olarak %99 dur.
Şadı köyü sınırları içinde maden olarak zengin yataklar mevcuttur. Bunlar (bakır, çinko,  kurşun vb.) ayrıca Dünyaca meşur olan 5 km lik sahada granit yatakları bulunmaktadır. Belli yerlerde ise mermer yatakları bulunmakta olduğu söylenmektedir. Bitki örtüsü bakımından göz dolduracak kayın ağacı, kızılağaç, meşe, orman gülü, karaağaç, kestane, yaban yemişi (Taflan) ile kaplı orman alanı bulunmaktadır.
Temiz su kaynaklarımız mevcuttur. Derindere deresi ve Erik dersi ( Köy adı ile Değirmen deresinde) eşi benzeri bulunmayan Şelaleler mevcuttur. Turizme açılabilmesi için devlet desteğine ihtiyaç vardır. Köy imkânlarıyla bu şelalelere ulaşım için yol yapımı mümkün değildir.
Bu derelerde kırmızı benekli dağalası dediğimiz alabalık türü vardır.
Köye fındığın gelişi ile ilgili bir belirtememekle beraber bu gün bildiğimiz tasıldar Mehmet ve Ali Rıza Efendinin bahçeleri olduğunu, bununla beraber dedemlerinde fındığı olduğunu biliyorum. İlerisinin nereye kadar vardığını bilemiyorum.
Bizim köy ipek yolu üzerinde olduğu için dünyadaki bütün yeniliklerden anında haberdar olan bir yerleşim yeri olarak biliyoruz.
5) Köyün göç durumu hakkında bildiklerinizi anlatır mısınız?
Büyüklerimden duyduğumu sizlerle paylaşıyorum. Köy ipek yolu üzerinde olduğundan halkın büyük bölümü İstanbul- İzmit- Bolu yörelerine yerleştiği bilinmektedir. Bunun sebebi ise İstanbul’daki yüksek okullardan yaralanmaktır. İpek yolu vasıtası ile Doğu- Batı arasında ticaret yaparlar. Zaman içinde köyden Zonguldak, Rusya ve çevresinde iş bulup çalışmak için gidenler mevcut olup, bunlardan gelmeyip kalanlarda olduğu söylenmektedir. Köyümüzde devamlı kalanlar geçmişteki sıtma hastalığının etkilerinden zarar görmemek için temiz havayı seçmeleri etkili olmuştur. Ayrıca temiz su içmek, sağlıklı kalmak uğruna Çatakçayır, Masur, Depealan, Aralıcak, Başçatakçayır, Keltaş yaylalarında yaz aylarında kaldıkları bilinmektedir.
6) Birinci Dünya Savaşı ve Şadılılar hakkında bildiklerinizi anlatır mısınız?
1915–1916 yılları arasında Ruslar köyü 1. defa işgal etmişler. Keltaş yaylasına karargâh kurduklarını duydum. Amaçları Harşıt çayını sınır kabul edip, Tirebolu- Gümüşhane arasının güvenliğini sağlamak. Bu nedenle köydeki mahallelerin her tarafında istigam kazmışlardır. Görele den bizim köye dağdan araba yolu gibi geniş taş döşeme yol yapmışlardır. Yaptıkları orijinal yol hala sapa sağlam durmaktadır. Hatta ağaçlara çaktıkları telefon demirleri yakına kadar durmaktaydı.
Rusların gelişi sırasında içinde bulunan Ermeniler, köy halkına çok eziyet ettiğini ve birçoğunun Köse gölü denen yerde çoluk çocuk demeden Harşıt çayına atıldığını duydum. Bununla beraber Erik deresinin Harşıt çayına birleştiği yerde de katliam yaptıklarını duydum.  Bu olaylarda Harşıt çayını geçebilenler batıya doğru akıp gitmişlerdir. Bu gidenlerden bu güne kadar sağlıklı bir bilgi alınamamıştır. Sebebine gelince Balkan savaşı, Yemen savaşı ve 93 harbinde köyün ağır zayet vermesi, geride kalanların ise kadın ve çocuklardan oluştuğu için, geriyle irtibat kurma imkânları olmadığını Tahmin ediyoruz. Bunların torunları bu gün Giresun- Ordu- Samsun- Bolu – Düzce- Zonguldak- İstanbul civarlarına yerleştiği tahmin edilmektedir.
Günümüzde bu kişilerin torunları zaman, zaman birbirlerinden duydukları bilgilere dayanarak Ata yurdu olan buraları yani beni arayıp bulmaktadırlar. Yine beni aramaları gerekirse site aracılığı ile bana ulaşma imkânları vardır. Beni arayanlara mesajım şu Ben Molla Salihin Yani Şadı daki Pirdellerin bir ferdiyim. Şöyle diyebilirsiniz Molla Salihin torunu Ali Hoca olarak arayabilirsiniz.
İkinci sefer Ruslar geldiği zaman 1917 yılı başlarıdır. Köyde köy halkından pek insan olmadığından köydeki tarihi eser niteliğindeki evleri, cami, medreseleri, değirmenler ile mezarlıklar yakılıp yıkılmış, tahrip edilmiş. Ormanlık alanlarına yakmış olduklarını duymuştum.
Ayrıca köy halkının Şadı köprüsü adı ile bilinen Harşıt çayı üzerindeki tarihi kemer köprüde bu savaşta bilinmeyen kişilerce bombalanarak tahrip edilmiştir. Bu köprünün diğer kalan kısmı 1990  yıllarda yol yapım çalışmaları sırasında yıkılarak yok edilmiştir.
7) Yaylaya giderken yoldaki çeşmeler ve döşeme taşından bahseder misiniz?
Bu yolun taş döşeme yapımı köyümüz halkından zamana göre ekonomik durumu iyi olan Maviş adında bir bayan tarafından dört yılda yapılarak hizmete sunulmuştur.
Yayla yolundaki pınarlardan Piriçlik çeşmesi, Çeğellioluk çesmesi ve olukayağı çeşmesi kemerli ve çanaklı olarak Osmanlı mimarisini yansıtan biçimde Şadı halkı yaparak hizmete sunmuş olup, hala kalıntıları durmaktadır. Defineciler altın umuduyla tahrip etmişlerdir.
8) Köyde Tarihi eserler hakkında bilgi verir misiniz?
Köyde tarihi eser niteliğinde olan birçok eseri Ruslar tahrip etmişlerdir. Geride kalanları da define avcıları yok etmiştir. Yalnız bunlardan mezarlıkta bulunan dedemden kalan bir takım mezar taşı, Molla Salihin torunlarından medrese hocası olan birinin adına mezarına konulmak üzere İstanbul da yaptırılarak getirtilmiş. Sağlıklı olarak durmaktadır.
9) Yaylada Mezarlıklar hakkında bildiklerinizi anlatır mısınız?
Depealan ortaoba başındaki mezarlıkta ilk yatan molla Salihin oğullarından Piri velet ve Nişanlısı Zedef. İlk bunlar bırakılmış ve böylece mezarlık oluşmuş. Bu mezarlığın üstünde istigam vardır. Bu istigamda birinci dünya savaşında Topal Osman ağan askerleri bulunuyormuş. Bu savaşta çetin kış şartlarında savaşırken ölen askerlerimizde bu mezarlığa bırakılmıştır. Daha sonra Şadılılardan yaylada ölenlerde bu mezarlığa bırakılmıştır.
10) Birinci Dünya Savaşında Şehit-Gazi- Esirlerimiz hakkında neler biliyorsunuz?
Birinci dünya savaşına gelene kadar 93 harbi, Balkan savaşları, Yemen savaşı, Trablusgarp savaşlarında çok insanımız katılmış geri dönmemiştir. Bunların bir tamamının şehit olduğunu tahmin ediyoruz. Ancak bunlardan bildiğim birkaç kişinin ismini söyleyebilirim.
1) Mehmet Vehbi Efendinin oğlu Aburrahman (Gavgacıgilden) Yemene gidip dönmediğini duydum.
2) Gandazo Galip kurtuluş savaşına katıldığını ve gelmediğini sonra taraflarının maddi olarak ödüllendirildiğini duydum.
Bunların dışında geri gelmeyenlerimizin hepsi isimsiz kahramanlardır.
Bu savaşlarda esir düşen insanlarımız
1) Alagözo Ali Pirdal
2) Abdullo Mehmet Pirdal
3) Calaco Hasbi Pirdal
4) Doma Şaban Pir
5) Mahmut Pir
6) Garaşallardan bir kişi ismini hatırlayamadım.
7) Hasan Çavuş Pirdeloğlu
8) Gazio Ahmet Pirdal
9) Derici Mustafa
10) Bozo Mecit Babayiğit
11) Cin Aligil den üç kişi ( Bunlar Pirdelli ama Şu an isimleri aklıma gelmiyor)
Birde gazilerimiz var
1) Bekteşo Recep Günçaldı
2) Garahallo Mustafa Şeremet
Bildiklerimden aklıma gelenler, hatırlayabildiklerim bunlar.  Yararlı olabilmişsem mutluyum. Sağlıcakla kalın.
Bende kendim ve catalagac.com sitesi adına sizlere teşekkür ederim. 05.02.2008